
Çanakkale Satranç
Çanakkale Satranç İl temsilciği, yıl içinde yapılması düşünülen Satranç Antrenörlüğü ve Satranç Hakemliği kurslarına başvuru almaya başladı. Kurslara katılıp belge almak isteyen kişiler, atillaaksoy@hotmail.com adresine eposta göndererek ad-soyad ve iletişim bilgileri ile önkayıt yaptırabilirler.
Kurs tarihleri, önkayıtlar yeterli sayıya ulaştığında yapılacak planlamalar sonrasında açıklanacak. Duyuruları il temsilciliği sitesinden yada buradan takip edebilirsiniz.
Kurslarda görüşmek dileğiyle…
Hoşçakalınnn…

Çanakkale Basketbol
Basketbol Merkez hakem kurulu ekim-Kasım döneminde açılacak olan aday hakem kurslarını ve eğitmenlerini ilan etmişti. Çanakkale’de de 18-22 Ekim aralığında kurs yapılacak. Başvuru işlemleri için Gençlik Spor il müdürlüklerine başvurmak gerekiyor. Ben görüşmeye gittiğimde kurs haftası işlemlerin tamamlanacağı söylendi.
Bizim okuldan iki kişilik dev sosyal kadro olarak İzzet hoca ile ben katılıyoruz. İzcilik, Havacılık, vs derken Basketbol hakemliğimiz de olacak. İzzet hocayı bu sene Satranç antrenörlüğü kursuna da göndereceğiz. Eksik olmasın belgelerimiz :)
Neyse lafı uzatmayalım, yazının devamında Türkiye genelinde açılacak olan Basketbol aday hakemlik kurs yerleri, tarihleri ve eğitmenlerini bulabilirsiniz. Kurslara katılacak olanlardan bazı belgeler isteniyormuş. Onları daha önce bir yerde okumuştum, ama kurs zamanı öğrenince bu bilgiyi güncellerim artık.
Evet sizi de yazının devamına alalım. Sağlıcakla kalın…
Görüşmek üzeree…

Atatürk
Ata, yanındaki valinin kulağına eğilip sorar;
Kimdir bu?
Vali yanıt verir; Efendim kendisi Şıh’tır. Yörede çok hatırlısı vardır.
Atatürk Şıh’ı yanına çağırır ve;
“Bak baba, imanın ölçüsü sakalın boyunda değildir. Şunu rica etsem de en azından Peygamber efendimizinki gibi kısaltsan” der ve eliyle de boyun altı hizasını gösterir.
Şıh; “Emrin olur Paşam” diyerek yerine çekilir.
Aradan zaman geçer, bir akşam Atatürk Amasya’daki Şıh’ı hatırlar ve Valiyi telefonla arayıp durumu sorar. Vali nasıl söyleyeceğini bilememekle birlikte, Şıh’ın sakal boyunda en küçük bir kısalma bile olmadığını aksine kimselere el sürdürmediğini anlatır.
Atatürk telefonu kapatır, kağıdı kalemi eline alır ve az sonra nazırını çağırıp, yazdığı yazıyı Amasya Valiliği’ne tebliğ etmesini ister. Ertesi gün Amasya’dan bir haber gelir ki Şıh Efendi Ata’yı görmek üzere Ankara’ya yola çıkmış…
Şıh gelir Ata’nın karşısına çıkar. Sakal tamamen kesilmiş, sinekkaydı bir tıraş olunmuş, saçlar kısaltılmış, kılık kıyafet baştan sona değiştirilmiş, bambaşka görünüme bürünülmüştür.
Atatürk’ün mesai arkadaşları bu değişimi anlayamaz ve Ata’ya sorarlar;
“Aman Paşam, o Şıh ki sakalına el dahi sürdürmezdi, siz ne ettiniz de kökünden kesmesini sağladınız? ” Ata gülümser, sonra da yanındakilere dönüp;
“Dün akşam Amasya Valiliği’ne bir yazı gönderdim ve Şıh’ı Afyon’a vali atadığımı bildirdim” der.
Ardından da yeni bir yazı hazırlayıp nazırına bu yazıyı da Şıh’a vermesini söyler.
Yazıda söyle yazmaktadır;
“İnancın ölçüsünün sakalda olmadığını anladığına sevindim. Valilik meselene gelince, bugün koltuk uğruna kırk yıllık sakalından vazgeçebilen yarın başka şeyler için milletinden bile vazgeçebilir. Seni böyle bir ikileme mahkum bırakmayalım. Kal sağlıcakla…
Bugünün Türkiye’sini aslında o zaman anlatmış olan Ata’mızın kemiklerini sızlatmamak dileğiyle…
11111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111
Yukarıdaki sayıyı okuyabilecek var mı?
Çağdaşlık nedir? Atom bombası mı, fuhuş mu, rezillik mi, kapitalizm mi, sosyalizm mi? Çağın imtiyazı olan ve [ayırd edici] vasfını teşkil eden ne var? Sadece endüstrileşmek! Bazı ülkeler endüstrileşmişler, bazıları endüstrileşmemişlerdir. Binaenaleyh çağdaşlaşma tabiri sefil, zavallı ve âdi bir tabirdir ki, bizim komprador burjuvazi ve gecekondu aydınları tarafından bir afyon gibi damarımıza zerk edilmiştir… (Cemil Meriç ile söyleşiden)

Cemil Meriç
Facebook’ta bir grupta gördüğüm yazı üzerine isminden aratarak, Gökhan Özcan’ın Yeni Şafak’ta köşe yazarı olduğunu öğrenmiş bulunmaktayım. Arada sırada diğer gazetelere de göz gezdirmek gerekiyormuş sanırım. Hangi tarihli yazısında bunlar geçti bilmiyorum ama sanırım bayağı eski yazılarında bu formatı kullanıyormuş(2000 senesi). Yazarın yeni yazılarına, bu bağlantıdan veya Yeni Şafak gazetesinden ulaşabilirsiniz. Ey insan ile başlayan paragraflarından seçtiklerim aşağıdadır :)
Ey insan, internete sınırsız abone olduğun için sürekli onun başında oturmak zorunda değilsin. Bu sanal takıntın yüzünden aileni de ihmal ediyorsun. Doğumundan hemen sonra yüzünü ilk ve son kez gördüğün küçük bebeğin, az önce bir abajura “baba” dedi. Bundan da rahatsız olmayacak mısın?
Ey insan, saçlar da senin, zevk de senin!.. Kazıtmak istiyorsan tabii ki kafanı kazıtabilirsin. Benim buna hiçbir şekilde itirazım olamaz. Ben sadece süpermarkete her gittiğinde eve mutlaka bir adet saç jölesi ile dönmene itiraz ediyorum. İçinde kazıtılmış bir kafa ve yüzlerce saç jölesi bulunan bir evi anlamlı bulmakta zorlanıyorum doğrusu!
Ey insan, telefonla konuşurken aldığın notları bulamamış olmanın çok basit bir açıklaması var. Sen o notları benim kağıt mendillerimin üzerine yazdın ve korkarım ben de fena halde nezleyim!
Ey insan, çok gezenin değil, çok okuyanın daha fazla şey bildiği konusunda seninle aynı fikirdeyim. Ama bana kalırsa insanın ne okuduğu da önemli. Bunca sene yaptığın gibi sadece seri ilanları okumakta ısrar edersen, korkarım hiç gezmeyenler karşısında bile fazla şansın olmaz.
Ey insan, aynı anda birkaç kanalda birden senin izlemek isteyeceğin programlar yayınlanıyor olabilir. Ama bana kalırsa sen yine de onlardan birini tercih etmelisin. Eve kanal sayısı kadar televizyon almak fikri gerçekten çok pahalı bir fikir!..
Ey insan, zaman zaman hepimiz bir şeyleri unuturuz. Ama Kore Savaşı’ndan bu yana kolundaki alçıyı farkedememiş olmana gerçekten inanamıyorum. Bu kesinlikle unutkanlıkla açıklanabilecek bir şey değil!
Ey insan, geçen gün üşenmeyip saydım, anahtarlığında tam 172 adet anahtar taşıyorsun. Bu sayı, evin kapısını her açmaya kalkışında neden yarım saatlik bir süreye ihtiyacın olduğunu açıklıyor kuşkusuz!
Ey insan, bifteğime bu kadar çok püre koymamanı defalarca söyledim sana! Tam onbeş dakikadır çatalımın ucunu pürenin içinde gezdiriyorum ve henüz bifteğin izine bile rastlayamadım. İş mi bu yani!
Ey insan, ben senin evde hayvan beslemene karşı çıkmıyorum, kirpi beslemene karşı çıkıyorum. Mesela kaplumbağa beslemeye razı olsan, onun kanepenin üstünde dolaşmasına kesinlikle karşı çıkmazdım. Bir kirpinin üstüne oturmakla, bir kaplumbağanın üstüne oturmak arasında ciddi farklar olduğunu herhalde sen de takdir edersin!
Ey insan, geceleri sen de bütün diğer insanlar gibi sadece sayıklamakla yetinsen olmaz mı? Her gece uykunda bateri çalmaya kalkışman, benim için her an bir şiddetli geçimsizlik nedeni olabilir!
Ey insan, sen yağmur mevsimi geçtikten sonra yağmurluk aldın diye, ben işimi gücümü burada bırakıp Londra’ya taşınamam. Eğer ille de yağmurluğunu denemek istiyorsan, git duşun altına gir!
Ey insan, sehpanın üstündeki plastik meyveler yerinde yok ve senin karnın ağrıyor. Bundan herhangi bir sonuç çıkarmam gerekiyor mu?

Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu
Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, Ortaöğretime Geçiş Sistemi ve Seviye Belirleme Sınavına ilişkin bir basın toplantısı düzenledi.
Sınavın (SBS), genel olarak iyi yönleri olmasına rağmen, yapılan çalışmalar ve hazırlanan raporlar doğrultusunda olumsuz etkilerinin de olduğunun tespit edildiğini söyleyen Çubukçu şunları söyledi: “Seviye Belirleme Sınavını 6 ve 7. sınıflarda kademeli olarak kaldırıyoruz. Sarmal bir yapı içeren müfredat doğrultusunda SBS sadece 8. sınıfta gerçekleştirilecek, bundan sonra ve 8. sınıf konularından sorumlu olacaklar. 2010-2011 eğitim-öğretim yılında 6. sınıfa başlayan öğrencilerimiz sınava girmeyecekler. Bu öğrenciler 2011-2012 yılında da 7. sınıf öğrencisi olarak sınava girmeyecekler. Fakat bu yıl Seviye Belirleme Sınavı’nda 6. sınıfta olup eski sisteme uygun olarak sınava giren öğrencilerimiz 7 ve 8. sınıflarda da sınava girecekler. Bu yıl 7. sınıfta olup SBS’ye katılan öğrencilerimiz eski sisteme uygun olarak 8. sınıfta da sınava girip bu şekilde ortaöğretim kurumlarına yerleşecekler.”
Buna göre önümüzdeki eğitim-öğretim yılında 6. sınıfa başlayacak öğrenciler, SBS sınavına sadece 8. sınıfta gireceklerken, bu sene 6. sınıfı geçmiş olan öğrenciler, 7. sınıfta da sınava girecekler.
Basın açıklamasında ortaöğretimde gerçekleştirilecek yeniden yapılandırmadan da bahseden Çubukçu, mevcut genel liselerin tamamının Anadolu lisesi yada Meslek lisesine dönüştürüleceğini, bu yolla liseler arası niteliksel farkların ortadan kaldırılacağını, okul çeşitliliğinin de en aza indirgeneceğini bildirdi.
Ntvmsnbc sayesinde Sansüre Karşı Ortak Deklarasyon adı altında bir oluşumdan haberdar oldum. Ülkemizde internet sitelerine erişimin yasaklanması olayını rakamlarla ortaya döken bir çalışma oluşturmuşlar. Ulaştırma Bakanlığına bağlı olan Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı ile mahkemeler eliyle uygulanan ve gün geçtikçe kapsamı genişleyen internet sansürüne tepkilerini dile getirmişler.
Afrika’nın zurnası denen vuvuzelanın yurdumuzun güzide üflemeli çalgılarından olan zurna karşısında yetersiz kalışını güzel bir video ile göstermişler :) Videoyu çekenlere teşekkürler!..
Not: Youtube’dan video izleyemeyenlere başkabakandan youtube açılımı gelsin, “Ben giriyorum, siz de girin!“.

Vuvuzela çalan Afrikalı çocuk
Vuvuzela bazen lepatata diye bazen de Güney Afrika Zurnası diye adlandırılan, Güney Afrika yöresine ait üflemeli bir çalgı, 61 cm boyunda ve 100 gram ağırlığındadır. Herhangi bir tuş veya tonlama deliği fonksiyonuna sahip olmayıp, sadece üfleyen kişinin ritmine bağlı olarak ses çıkarır. Kaynak
Sitenize vuvuzela ekleyebileceğinizi biliyor muydunuz?
WordPress’e hoş geldiniz. Bu sizin ilk yazınız. Bu yazıyı düzenleyin ya da silin. Sonra blog dünyasına adım atın!
Klişeleşmiş paragrafı bozmadan bir başka blogla yine, yeni, yeniden okurlarıma merhaba diyorum. Aslında adsoyad.com/net/org tarzı bir adres altında sizlerle buluşmak istiyordum, fakat benden önce davranan ad-soyaddaşlarım olduğunu ne yazık ki geç farketmişim! Neyse diyerek rastgele ajaxwhois sorgulatırken, bu alan adını yakaladım, ve işte ekranınızdayım.
Günlüğümün temasını Farklı Bir Galeri aracılığı ile yakuter’e borçluyum. Ayrıca kullandığım temanın Türkçeleştirilmesi işini Fikretyus halletmiş. Ona da teşekkürler. Eee, yeri gelmişken temayı tasarlayan digitalnature sitesine de teşekkür etmek gerekir.
Günlüğümde neler bulacağınızı henüz ben de net olarak bilemiyorum. Bir tutam kitap, bir demet karikatür, bir fiske gündem, az biraz teknoloji, elektronik, robotik, programlama, biraz eğitim, yönetim, denetim, o , bu, şu … Şimdiden arap saçı oldu!
Neyse ilk yazıdan işi uzun tutmayalım. Ben şöyle bir internet turu yapayım. Siz de sitemi sık kullanılanlara eklemeyi unutmayın! :)